
Yıl sonuna kadar uçaklarda boş yerin olmadığı, İngiliz
turistlerin bayıldığı, Rusların tanışmak için can attığı,
Türklerin vazgeçemediği ve çılgınlık duvarlarının aşıldığı bir
eğlence merkezi olan Bodrum, bu çılgın kalabalığı akvaryumu
anımsatan koylarıyla serinletiyor. Bodrum yarımadası üzerinde
Türkbükü,Gölköy,Gümbet gibi bir çok yer turistlere çeşitli
eğlence seçenekleri sunuyorsa da eğlencenin kalbi yine Bodrumun
içinde atıyor ve her şey bu yıl biraz daha belirginleşmiş gibi
görünüyor .Genellikle huzur, nispeten daha sakin ortam arayanlar
ile yaş ortalaması biraz daha yüksek olanlar Bodrum Kalesi ile
marina arsındaki lokalleri tercih ederken ,gençler ve yabancı
turistler başta olmak üzere ruhunda çılgınlık olanlar, doyasıya
dans edip, yüksek volümlü müziği tercih edenler, Kale ile
Halikarnas tarafını seçiyorlar. Bu bölümde yürüyenlerin yanısıra
dükkanların çokluğu alışveriş, disko barlar daha yoğun bir ortam
oluşturuyor. Bayanlar tek omuzu ve göbeği açıkta bırakan t-shirt
ile kemersiz düşük belli dar pantolonları altına giydikleri
topuksuz tokyo türü açık sandaletleri tercih ederken ,beylerde
belirgin bir modaya rastlanmıyor.Bodrum gecelerine bol uzun paça
şort altına spor ayakkabı giyende var, üstünde milli takım
forması veya kolları kıvrılmış uzun kollu gömlek giyende
görülüyor.Genelde rahat ve salaş kreasyonlar bantlı
sandaletlerle tamamlanıyor.Yemek sonrası 22.30- 23.00 gibi
saatlerde canlılık kazanmaya başlayan Bodrum disko barlarında
bir gezintiye çıkılıyor.
Halikarnas ; Balkanların en büyük diskosu olan Halikarnas
Disko saatler 24.00 sularında yükünü almaya başlıyor.Sanki
Bodrumda herkes sözleşmiş gibi aynı anda , enerjik ve dinç
olarak geliyor. Belli bir düzen içinde sırayla kontrollü olarak
içeri buyur ediliyor.Geçmiş yıllara oranla daha profesyonel bir
yaklaşım içinde olan idareci ve korumalar sürekli telsiz
iletişimi ile hem idari kuralları uyguluyor hem de konukların
güvenli ve problemsiz eğlenmeleri için çalışıyorlar. Hınca hınç
pisti dolduranlara önce dans müziği çalınıyor.Ne yaptıkları pek
de belli olmayan dans severlere birazda "tıs tap" müzik
çalınıyor kısa süre sonra bu yazın sakız parçaları olup daha
başlarken eller havada yaylanarak tempo tutturan coşturan pop
parçalara geçiliyor. Bunlar içinde Halikarnas başta olmak üzere
her diskoda birkaç kez çalınan Sertab Erener, Yıldız Tilbe,
İbrahim Tatlıses, Tarkan'a ait ünlü parçalar dinleniyor.
Halikarnas'ın DJ'i tanınmış parçaların içine öyle bir darbuka
sololar döşüyor ki hem parça bir anda daha da oynak hale gelip
baylara bile göbek attırıyor, hem de bir kilometre daha
uzuyor,pistteki gençler yahut da kendini genç hissedenler hop
oturup hop kalkıyor,el çırparak eşlik edenlerle sesler ayyuka
çıkıyor. Hoparlörlerden yapılan anonsla bu defa birbirinden
yetenekli üç Rapcı sahne alıyor. Marifetlerini bir bir
sergileyen rapcılar eforları, figürleri, dayanıklılıkları ile
hayranlık uyandırıyorlar. Mesela bir rapcılar kafasına giydiği
bere üzerinde amut biçimi 4 dakika hiç düşmeden dengesini
kaybetmeden beyin üstü topaçtan hızlı fırdöndü,rulet, misali buz
patenindeki gibi dönüp görünmez oluyor ayağı kalkınca da
sendelemeden dansına devam ediyor, inanamıyorsunuz. Bir başkası
yer çekimine meydan okurcasına ara sıra yere dokunarak yerden
hiç bir güç almadan kendi yarattığı hızı ve ağırlığı ile takla
üstüne takla atıyor,buna da inanamıyorsunuz.Rapçı gençler
konuklar arasında dans etmek, figür göstermek isteyenlere de
dans pistinde olanak tanıyorlar. Halikarnas show un bir başka
bölümünde kolejli kız kıyafetleri, yandan örgülü saçları, geniş
çerçeveli gözlükleri ile bir genç kız grubu sahneye çıkıyor ve
bunlar birlikte aynı figürlerle gayet masum uyum içinde dans
ediyorlar, demeye kalmadan her şey bir anda değişiyor, masum
görünen kolejli kızlar bir anda üzerlerindekileri parçalarcasına
çıkarıp popolarını adamakıllı dışarıda bırakan deri kostümleri
ile erotik dans gösterilerine başlıyorlar.Tabiri caizse yürek
hoplatan ,nefes kesen figürler şaşkınlıkla izleniyor, bu gruba
ahtapot benzeri kostümlü uzaylı canavarlar da katılıyor. Ve
nihayet yapılan anonsla merakla,sabırsızlıkla,heyecanla beklenen
"Köpük Show u" başlıyor .03.00 civarında koca ağızlı köpük
püskürtücü sahneye çekiliyor ,sarı simli parlak saten mayosuyla
! sahnede köpük makinesini ateşleyen köpükçü kız dans ederek
namluyu pistte yer alan konuklar üzerinde gezdirerek köpük
yağdırıyor.Banyoda bile bu kadar köpük içinde olamayacak
durumdaki dans severler çığlıklar atarak köpüğün bitimine dek
köpüklere bulanıp neşe içinde çılgınca dans ediyor, sonrada
yıkanmak üzere lavabonun yolunu tutarak sabaha son
veriyorlar.!!! Bu defada dört yıl önce yapılan arıtma sayesinde
denize girilebilir hale gelen ,mekanik rodeonun da bulunduğu
Bodrum plaj yolu kumsalı, güneşin doğumu ile konuklarını kabul
etmeye başlıyor.
Bodrum Çevresi : Torba girişinden sahili takip etmeye
başladım. 2001 Haziran sonunda geçirdiği yangınla yeşil örtüsünü
kaybeden Torba sahili, limanı, pansiyon ve cafeleri ile ilk
durak. İnsanın içini burkan yanık ağaçları geçip ilerliyorsunuz.
Gölköy yolu sağa kıvrılıyor, Türkbükü'ne devam etmek için sola
dönüyorsunuz. Plajı olmayan ve denize yapılan uzantılı setleri
gündüz denize girmek için kullanan Türkbükü, hava
lacivertleşince bu setleri restoran olarak kullanıyor.Bodrumlular'ın
vazgeçemedikleri koylardan biri. Ne varki Türkbükü kadar iddialı
bir başka koy, aynı yolla ulaşılan ve daha düzenli daha büyük
bir yerleşim bölgesi olan Yalıkavak. Restore edilip çevre
düzenlemesiyle park içine alınan Yalıkavak değirmeni yanına park
edip, sahil boyunca uzanan çay bahçesi, pastane ve restoranlara
konuk oluyorsunuz. Çevre koylara düzenlenen tekne turlarına
katılanların dönüşüyle daha da renklenen liman içi, Yağlıboya
tablosu yapılıp duvara asılacak kadar güzel bir görünüm
sergiliyor. Mendirek yürüyüşü sırasında omuz omuza veren
teknelerin sudaki yansımalarının eşliğinde, samimi ve renkli
restoranların çekiciliğine kapılıyorsunuz. Pansiyon ve otellerle
tekneler arasında kalan daracık koridorda yer alan
restoranlarda, kırık buz üzerine dizilmiş Ege balıklarından
beğendiklerinizi sipariş ediyor ve kendinizi dinlendirici bir
ortama bırakıyorsunuz. Yemek sonrası kalan bir kaç parça ekmeği
denize attığınızda ise balıkların hiç biri bu ikramınızı geri
çevirmiyor. Türkbükü'nden ayrılanların karşısına bu kez, gün
batımında gümüş rengine bürünen Gümüşlük koyu geliyor. Koyun
girişinde bulunan Tavşan adasına paçaları sıvayıp sudan geçerek
çıkmak ve Gümüşlük koyunu tepeden seyretmek, keyif veren
gezilerden biri. Çarşı girişinde bulunan sergi ve tezgahlardan
Bodrum resimleri, incik boncuk, seramik türleri, biblolar ve
rüzgar çanı alabilirsiniz. Bodrum'da, limandan kalkan günübirlik
mavi yolculuk tekneleriyle Orak adası çevresinde birbirinden
gizemli koylara yolculuk yapabilir, Ege'nin berrak ve masmavi
denizinde yüzebilirsiniz. Akvaryum, Yasemin koyu, Tranplen
burnu, teknelerin Orak adası çevresinde en fazla mola verdiği
yerlerden bazıları. Bronzlaşmış tenleri ile Bodrum'a dönenler
her açıdan bir başka güzel görünen Bodrum Kalesi'nin silüeti
eşliğinde gün batımını izliyorlar. Bunlar arasında gün batımının
izlendiği en gözde yer, Gümbet yolu üzerinde Yel değirmenlerinin
bulunduğu tepe. Günün ilk ışıklarıyla sessizliğe bürünen
Bodrum'da, tarihi yerleri gezip kültürel faaliyetlerde de
bulunabilirsiniz. Rodos şovalyelerinin yaptığı Bodrum Kalesi,
Bodrum'a gelmek için geçerli neden. Sergilenen eserlerin yanı
sıra, Yıllarca süren emek ve uzun süren su altı çalışmalarıyla
çıkarılan batık gemiler geçmişten günümüze ışık tutarken,
sergilenme başarısınıda ortaya koyuyor. Müzeyi gezmenin yanı
sıra, kale ve doğa turu yapacağınız Bodrum Kalesi, aynı zamanda
Türkiye'deki diğer kalelerde de bu uygulamalar yapılabileceği
konusunda örnek oluşturuyor. Bodrum'un tek yönlü sahil yolunu
tamamlayıp marinayı solunuzda bırakarak devam ettiğinizde, 100 m
içeri girerek 1998'de ziyarete açılan Bodrum'un yeni gezi yeri
Myndos Kapısı'na geliyorsunuz. Kazı ve restorasyon
çalışmalarının fotoğraflarla sergilendiği kalıntılar ve
çiçeklendirilen sahada, Bodrum'un tarihi hakkında çeşitli
açıklayıcı bilgiler yer alıyor. Myndos, M.Ö. 4. yüzyılda
Halikarnossos kralı Mausollos tarafından inşa ettirilen, 7 km
uzunluğundaki Bodrum sularının üzerinde var olduğunu bildiğimiz
2 anıtsal kapıdan (Myndos Kapı'sı ve Mylassa Kapısı) biri.
Kuleler taş bloklardan yapılmış. Özgün yüksekliği kesin olarak
bilinmemekle birlikte alanda yürütülen arkeolojik kazı ve
araştırmalardan elde edilen verilere göre restore edilmiş.
Kulelerin doğusunda yer alan avlunun 3 kapısı var. Avlunun
olduğu doğu kapısı dışındaki 2 yardımcı kapının M.Ö. 4. yüzyıla
ait olup olmadığı kesinlik kazanmamış. Avlunun doğusundaki kapı
ile, eski Bodrum Kentine ulaşıldığı da belirtiliyor. Bodrum
çıkışında kavşaktan sağa dönenler ise orjinal parçaları
kaçırılıp İngiltere'deki British Musseum'un salonlarında
sergilenen dünyanın 7 harikasında bir sayılan Mausolleion'un
bulunduğu yere geliyorlar.
Bodruma nasıl gidilir?
Söke-Milas arasında yer alan Bafa gölüne paralel uzanan yol,
inişli çıkışlı dar virajlardan oluşuyor ve sollamaya elverişli
görülmüyordu. Çift katlı otobüsler ve kamyonlar görüş açısını
kesiyor, sürücü için riskli bir yolculuk başlıyordu. Ancak artan
trafik yükünü kaldıramayan ve tabiatı koruma alanı içindeki
yolda nihayet genişletme çalışmaları yapıldı. Fazla ağaç kaybına
neden olmayacak şekilde traşlanan yan kayalıklarda yeni şeritler
kazanıldı. Keskin virajlarda dolgu çalışmaları yapılarak by-pass
geçişlere imkan sağlandı. Büyük bölümü biten yolda, sürücüler
özellikle gece geçişlerinde daha dikkatli olmalılar. Bodrum
yakınları ve havaalanı çevresinde ulaşım, otoban kalitesinde
geniş ve tek yönlü yollarla sağlanıyor.Eğer; otobüs ile gitmek
isterseniz, bilinen belli başlı büyük otobüs firmaları bodruma
yolcu taşımaktadır.Firmalar hakkında detaylı bilgiyi almak için
İstanbul Otogar, Ankara Otogar , İzmir Otogar
Bergamaya nasıl gidilir? :
Batı Anadolu İzmir Çanakkale yolu üzerinden ayrılan sapakla
ulaşılan Bergama en yakın sahil kenti Dikiliye 26 km, İzmir'e
113 km, Çanakkale'ye 217 km, Ankara'ya 585 km İstanbul'a 606 km
uzaklıkta bulunuyor. Düzgün asfalt yol ile Bergama'ya girenler
kent merkezine girmeden soldan ayrılan yol ile kısa sürede
Akslepiona ulaşıyorlar. Kent merkezinden ilerleyip sağda
Bazilika görüldükten sonra Akropole tırmanmaya başlanıyor.
Girişte yer alan oto parka araçlarını bırakanlar satış
dükkanlarının bulunduğu meydanda müze giriş ücreti ödeyip
rampayı çıkarak emsalsiz güzellikteki mermerlerle inşa edilip
restorasyon çalışmaları devam eden tapınağın bulunduğu yere
geliyorlar. Akropol alanına turistler için konulan
bilgilendirici tabelalar ve yön işaretleri ile kolay ve zevkli
bir gezi sağlıyor. Ziyaretçiler Bergama'nın hem baraj gölü, hem
de kentin yerleşim alanını tümüyle görebiliyor fotoğraf
çekebiliyorlar. Tapınak yakınlarında bulunan dilek kuyusuna para
atanlar Akslepion'da ki kutsal olduğuna inanılan suyu içip
dilekte bulundukları gibi burada da dilek tutuyorlar. Bergama'ya
aynı yoldan gelip sıkılanlar veya çevre gezilerine meraklı
olanlar için Savaştepe yolunu kullanarak Kozak Yaylası üzerinden
farklı bir güzergah takip edebilir, en az Bergama evleri kadar
güzel mimari dokuya sahip Soma, Kınık gibi merkezlerde farklı
atmosferler yaşayabilirsiniz.