|
ATATÜRK LE DOĞUŞ
Ülkemi aydınlatan; medeniyet,hürriyet,
Atatürk ten armağan. bizlere Cumhuriyet.
Çağdaş bir düzen kurdu;milletin hakimiyet
Arkasında devletler, ardından nicemillet.
Burçlardasın ata m sen; baştasın,başlardasın.
En ileri başlardan, ışık olur doğarsın.
Türk ü uyandırdı o,millet yaptı yeniden,
Karanlıktan kurtardı milleti edediyen.
Dağlar taşlar dağılsa, dünya olsa yerinden.
Zerresi zarar gürmezz, kurduğu eserinde.
Burçlardasın ata m sen; baştasın, başlardasın
en ileri başlardan, ışık olur doğarsın.
Ankara’ya son gidisimde bir aksam gazi, beni
ankara palas’a götürmüstü. Sofrada bir kaç kisi daha vardi. Yedik,
içtik, eglendik, gece yarisina dogru fransiz büyükelçisi pavyona
geldi. Pasa bu elçiden hoslaniyordu. Sofraya çagirdi, bir kaç
kadeh de onunla birlikte içildi. Büyük sehirlerden, paris’ten söz
açilmisti. Bu arada büyükelçi, gazi’ye:
- ekselans, paris’i bir daha görmek istemez misiniz? Dedi. Mustafa
kemal pasa:
- “nasil görmek istemem? Gençlik hatiralarimi tazelerim,” diye
cevap verdi. Bu karsiliga çok sevinen büyükelçi:
- “böyle bir seyahat fransa’yi çok sevindirir. Ben de
refakatinizde bulunmaktan seref duyarim. En büyük fransiz zirhlisi
bizi izmir’den alir. Akdeniz donanmasi emrimize verilir.
Marsilya’ya çiktiginizda fransiz ordusu kumandaniz altina girer.
Hükümdarlara yapilmayan bir törenle karsilanirsiniz.”
Bu sözleri dikkatle dinleyen gazi:
- “bu daveti siz kendiliginizden mi yapiyorsunuz, yoksa
hükümetiniz adina mi konusuyorsunuz?” Diye sordu. Bu soru
karsisinda büyükelçi hemen kendisini topladi:
-”muvaffakiyetinizi hükümetime bildirirsem, hükümetim de bunu
büyük bir seref sayar,” dedi.
Gazi’nin yüzü degisti. Çok kesin bir dille:
-”ekselans, paris’i çok görmek istiyorum, ama büyük törenle
karsilanacagim paris’i degil. Ben paris’e, dünyanin bu güzel
sehrine, operalarini, tiyatrolarini, revülerini, zarif kadinlarini
bir daha görmek için gitmek isterim. Dedim ya gençlik hatiralarimi
tazelemek için... Böyle olunca da belli olmadan gitmek isterim.
Yoksa törenlerle karsilanmak için degil.”
Büyükelçi gaf yaptigini anlamisti, biraz sonra bir is uydurarak
sofradan kalkti. Gazi’nin de nesesi kaçmisti.
- “kalkalim çocuklar, sofraya çankaya’da devam ederiz,” dedi.
Sofradakilerin çogunu pavyonda birakti yalniz iki-üç yakin
arkadasini yanina aldi. Yolda kendisine :
- “elçi çok fena bozuldu ama, söyledigine de söyleyecegine de
pisman ettiniz” dedim. Artik kizginligi geçmisti:
- “bana bak kemal, sen de basima kirk yillik diplomat kesilme.
Adamin zihniyetini anlamadin mi? Bu avrupalilar bizi bir türlü
kavrayamiyorlar. Adam beni bir sark emiri saniyor. Hangi donanmayi
kimin emrine, hangi orduyu kimin kumandasi altina veriyor? Bunlara
kendimizi tanitacagiz, kim oldugumuzu ögrenecekler. Yoksa ben kaba
bir adam degilim çocugum” dedi.
Atatürk, çok ince bir adamdi.
Kemaalettin sami pasa’dan

|